· Etiketler
ağva
,
konaklama
,
oteller
,
pansiyonlar
,
tatil
,
ulaşım
Tüm sıkıntılardan uzak, karadenizin hırçın dalgaları ve yeşilin size sunmuş olduğu tüm tonların arasında bir tatilse düşlediğiniz Ağva tam size göre. Kendisini iki nehrin arasına saklamış, yeşilin ve mavinin huzurlu kollarına teslim etmiş bir yer. Şehrin tüm sıkıntısından, gürültüsünden kaçmak için ideal bir sığınak Ağva.

Şile'nin sevimli bir ilçesi Ağva İstanbul'a 100 km. mesafede. Ağva sakinliği tercih edenler için eşşiz bir doğa harikası. Dört mevsim ayrı bir tadı var. Yazın Karadeniz'in dalga sesleri arasında rüzgarın size fısıldadığı huzur, mavi ve yeşilin her tonu gözlerinize renk cümbüşü yaşatacak, tertemiz havasıyla ciğerlerinize işleyecek. Sonbaharın gelmesiyle birlikte yemyeşil ormanlar yerini sararmış yapraklara bırakacak. Heryer bu renk cümbüşüyle canlanacak. Havası tatlı bir esintiye bırakacak kendisini. Kışın şöminenizin başında oturup dışarıyı seyrederken bembeyaz bir masumiyet eşlik edecek size. İlk baharla beraber sizde doğanın canlanışına tanıklık edeceksiniz. Siz şehrin gürültüsünden uzaklaşırken doğa size ilkbaharın tüm güzelliklerini armağan edecek.
Ağva'ya geldiğiniz zaman aslında sadece kendinize zaman ayırmaktan başka bir derdiniz olmayacak. Dilerseniz kendinizi Karadeniz'in sularına bırakıp daha sonrada 3 km lik plajına güneşin kollarına teslim edebilirsiniz. Yada yeşilin kucakladığı bu eşsiz doğa harikasında nehir kenarında uzun yürüyüşler yaparak hem ruhunuzu dinlendirebilir hemde ciğerlerinize tertemiz havasını çekebilirsizin. Ağva iki nehir arasında yer aldığı için tam bir balık cenneti. Dilerseniz nehirden dilerseniz de denizden balık tutma imkanınız var. Göksu nehrinde tekne, kano ya da deniz bisikleti kiralayarak nehirde güzel bir gezinti yapabilirsiniz.
Eğer sizde sakinliği tercih edip doğayla iç içe bir tatil yapmak isterseniz Ağva tam size göre. Sadece bedeninizin değil ruhunuzuda dinlendirerek ayrılacaksınız buradan. Hatta ayrılmakda güçlük çekebileceğinizide söyleyebiliriz.
ULAŞIM: Ağva'ya gidebilmeniz için ilk önce şileye gitmeniz gerekiyor. Daha sonra ise birkaç seçeneğiniz var. Bunlardan biri sahil yolu; Şile Çayırbaşı'ndan iki yol ayrılıyor. Sahil yolu, Kabakoz, Akçakese yolunun devamında karşınıza Şuayipli çıkacak, İsaköy dönüşüne geldiğinize Ağva tabelaları size çok yardımcı olacaktır.
Diğer seçeneğiniz ise Çayırbaşı'ndan, Teke köyüne giden yolu takip ettiğinizde Teke,Gökmaslı ve İsaköy istikametinin devamında Ağva'ya ulaşabilirsiniz.
Gebze tarafından ulaşım için;Mollafenari istikametine doğru gidin. Tem yolunu takip edin, soldan Teke yoluna sapıp, Yağcılar, Değirmençayın yolunu takip edin. Teke'ye geldiğinizde sağdan İsaköy yoluna sapın ve Ağva'dasınız.
İzmit tarafından ulaşım için;Kandıra otobanı ile ilk önce Kandıra,Akçaova ve sonra Ağva karşınızda olacak.
Eğer Ağva'ya ulaşım için otobüs kullanacaksanız Haremde iett otobüslerinin kalktığı yerdeki yazahanemizden her saat başı kalkan otobüslerle; önce Şile'ye ardından da Ağva yoluna girerek yolculuğunuzu tamamlayabilirsiniz.
KONAKLAMA: Ağva konaklama açısında çok geniş bir yelpazeye sahip. Her isteği karşılayabilecek şekilde alternatif sunmuş ziyeretçilerine. Bunlardan bazıları:
El Rio Motel TEL: 0216 721 72 80
Club Grand TEL: 0216 721 75 75
Motel Faruk TEL: 0216 721 80 23
Koru Motel: TEL: 0216 721 77 67
Side Motel: TEL: 0216 721 77 70
Marina Motel: TEL: 0216 721 77 17
Uğur Pansiyon: TEL: 0216 721 81 88
Yasmin Motel: TEL: 0216 721 76 37
Mavi Boncuk: TEL: 0216 721 74 96
Park Mandalin: TEL: 0216 721 82 05
Paşa Konağı Motel: TEL: 0216 721 77 56
Şirin Pansiyon: TEL: 0216 721 71 69
NE YENİR: Taze ve lezzetli balık yemek için Ağva doğru bir tercih. İstarseniz kendi tuttuğunuz balıkları isterseniz de burada bulunan balık restoranlarından damak tadınıza uygun bir balık türü seçebilirsiniz. Eğer balık dışında başka bir tercihiniz varsa Ağva'da her damak tadına uygun menüler var. Izgara, bıldırcın ve kebap seçeneklerinden herhangi birini tercih edebileceğiniz gibi burada bulunan otellerin restoranları da gelen misafirlerine her damak tadına uygun menülere sahip.
· Etiketler
palandöken
,
palandöken kayak
,
palandöken kayak merkezi
,
palandöken oteller
,
palandöken ulaşım
Beyazlar içindeki bir düş Palandöken. Karı ve kaymayı sevenlerin, beyazlar içinde uçarcasına özgürlüğüne ilerleyenlerin mekanı Palandöken. Tebiki kaymayı sadece spor olarak değilde bu şekilde değerlendirenler için.
Erzurum ilinin güneyinde yer alan Palandöken 3185 m. zirveye sahiptir. Yılın yaklaşık 150 günü karlarla kaplı olan Palandöken kayak tutkunları için vazgeçilmez yerlerden birisi konumundadır. Aralık ve mayıs ayları arasındaki dönem kaymak için en uygun dönemdir. Palandöken Kayak Merkezi'ndeki pistler dünyanın en uzun ve dik pistleri arasında yer alıyor. Uzın kış koşulları ve iklim şartları nedeniyle burada kar kalitesi " toz kar " özelliğini koruyor. Bu özellikde buraya gelen kayakçıların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Palandöken Türkiye'deki ilk üç kayak merkezi arasında yer alıyor. İdeal bir kar kalitesine sahip olan dağda, Türkiye‘nin en uzun ve farklı zorluk derecesine sahip birçok kayak pisti yer alıyor.
Palandöken Kayak Merkezi'ndeki Pistler: 3125 m. lik pisti Türkiye'nin en yüksek rakımlı pistidir. 3125 m. den 2100 m. rakıma hiç durmadan kayarak inebilmek mümkün. Pistlerin toplam uzunluğu 28 km. yi buluyor. En uzun pisti 12 km. yi buluyor. 27 No’lu pist, sekiz kilometreye varan uzunluğuyla, Türkiye’nin en uzun pistlerinden. Kayak alanı 2200-3176 m. yükseklik kuşağı üzerinde yer almaktadır. Başlangıç yeriyle varış noktası arasındaki yükseklik farkı 1000 m. dir. Slalom ve Büyük Slalom yarışmaları için 2 adet tescilli pisti (Ejder ve Kapıkaya) bulunmaktadır. Kayak Merkezinde 5 adet telesiyej, 1 adet teleski, 2 adet baby lift, 1 adet gondol lift hizmet vermektedir. Palandöken Kayak Merkezinde toplam 22 adet pist mevcut olup, bu pistlerden 2”si FIS tarafından 1967-83 tescil nosu ile olimpik pist olarak ilan edilmiştir. Palandöken kayak merkezinde 8 adet kolay pist, 9 adet orta düzeyde pist, 3 adet ileri düzeyde pist ve 4 adet yol pist bulunuyor. Palandöken’de snowboard’cular için de ezilmemiş, doğal pistler var. Bu pistlere teleski ya da telesiyejlerle ulaşılıyor.
Palandökende çeşitli kategorilerde snowboard ve kayak festivelleri düzenleniyor. Ayrıca burada kayak malzemeleri kiralayan yerler bulunmakda ve amatör kayakçılar için kayak dersleride verilmektedir.
Eğer sizde bir kayak tutkunuysanız ya da kışın muhteşem atmosferine kapılıp beyazlar içinde unutulmaz bir tatil yaşamak istiyorsanız Palandöken sizin tercih edebileceğiniz bir yer. Buradaki aktiviteler, doğası ve kayak merkezinin ve karın kalitesiyle eşşiz bir tatil geçirebilmeniz için çok uygun bir yer Palandöken.
ULAŞIM: Palandöken’in özelliklerinden biri de uçak, otobüs ya da trenden indiğiniz andan itibaren, 20 dakika içinde, pist ve otellere ulaşabiliyorsunuz. Çünkü Palandöken Kayak Merkezi, Erzurum’a sadece 13 kilometre uzaklıkta. Bu yol en sert hava koşullarında bile, her zaman ulaşıma açıktır
Erzurum'a Ankara ve İstanbul'dan her gün uçak seferleri bulunmaktadır. Palandöken Kayak Merkezi Erzurum Şehir Merkezine 5 km. uzaklıktadır. Palandöken Kayak Merkezi Erzurum hava alanına ise yalnızca 10 dakika mesafededir. Kış mevsimi boyunca şehir merkezinden halk otobüsü seferleri bulunmaktadır. Ayrıca Palandöken Kayak Merkezine hava limanından taksi ile ulaşmak da mümkündür.
KONAKLAMA:
Dedeman Hotel Palandöken: TEL: 0442 316 24 14
Polat Renaissance Erzurum Hotel: TEL: 0442 232 00 10
Tourrin Palan Otel: TEL: 0442 317 07 07
Ski Resort Dedeman Palandöken: TEL: 0442 316 24 14
NE YENİR: Burada bulunan cafe ve lokantalarda, ayrıca otellerin içerisindeki restoranlarda her damak zevkine hitab eden yiyecekleri bulabilmeniz mümkün.
· Etiketler
bilgiler
,
pamukkale
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Bulutların gölgesinde pamukların üzerinde yürüyormuşsunuz hissine kapıldığınız ve gördüğünüz manzara karşısında hayranlığa kapılacağınız bir yer Pamukkale. Doğanın bize sunduğu eşsiz güzelliklerini yansıtan, görünümüyle büyüleyici, suyuyla şifalı ve tarihi kalıntılarıyla sadece ülkemiz için değil dünyada bile eşine az rastlanan bir şaheser.
Denizli iline bağlı Pamukkale gerçekten aldığı ismi hakkıyla taşımakta. Pamuktan bir kale görünümündeki travertenler görenleri kendine hayran bırakıyor. 20 km. uzaktan bile bu parlak beyazlığı fark edebiliyorsunuz. Pamukkale her yönüyle giden ziyaretçilerini memnun bırakıyor. Travertenleri, şifalı kaplıcaları ve antik kentiyle gidenlere harika bir tatil imkanı sunuyor. 
Yüksek miktarda kalsiyum hidrokarbonat içeren suyun, havadaki oksijenle teması sonucu karbondioksit ve karbonmonoksitin uçup, kalsiyum karbonatın çökmesi sonucu Pamukkale’ye adını veren travertenleri oluşturuyor. Buradan akan suyunda insan vücudu için bir şifa kaynağı olduğu söyleniyor ve bu konu hakkında çeşitli rivayetler dinleyebilirsiniz gittiğinizde. Tatil için burayı seçtiğiniz zaman sadece pamuktan bir kale üzerinde gezmekle kalmayacak Pamukkale'yi inanç turizmi açısından en ön sıralara taşınmasına neden olan tarihi kalıntıları ve antik kenti gezebilirsiniz. Pamukkale hem tarihi dokusuyla hem de doğal yapısıyla tatil için ideal bir yer.
Gezebileceğiniz bazı yerler;
Hierapolis (Pamukkale) ; Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alıyor. Bilinen bir çok tapınak ve dinsel yapının burada olması nedeniyle Hierapolis antik kenti Kutsal Kent olarak adlandırılıyor. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy' başlarında kurulduğu ve Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera'dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir. 12. yy. sonlarına doğru türklerin eline geçmiştir.
Apollon Tapınağı: Mevcut tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağı'nda üst yapıya ait kalıntılar MS. 3. yüzyıldan geriye gitmemektedir. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır.
Hierapolis Arkeoloji Müzesi: Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede, Hierapolis, Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuta gibi kentlerden çıkan eserler sergilenmektedir.
Leodikeia: Pamukkale'ye giden yol üzerinden ayırılıp kısa sürede ulaşılan Leodikeia antik kenti ise Antiochos Theos tarafından M.Ö. 261 ve 253 yılları arasında kurulmuş Kral kente karısı Laodike'nin adını vermiş. Tarihte en parlak dönemini M.S. 2. yy'da yaşayan kente 161-63 yılları arasında Kanadalı Qeebec Level üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan kazılarla ilginç çeşme yapısı, havuz, duvar ve çeşitli yapı kalıntıları ortaya çıkarılmış.
Bunların dışında çok satıda kilise, camii ve kaplıcalar gezebileceğinbiz yerler arasındadır.
ULAŞIM:
Demiryolu: Demiryolu vasıtasıyla Ankara, İstanbul ve İzmir illeri ile bağlantı mevcuttur. Denizli-Aydın-İzmir karayolunu izleyen demiryolu kentin İzmir ile bağlantısını sağlamaktadır. Gar kent merkezindedir.
Havayolu: Denizli ili Çardak ilçesinde, ilçe merkezine 5 km. uzaklıkta bir havaalanı bulunmaktadır. Havalimanı kent merkezine 65 km uzaktaki Çardak İlçesindedir.
Karayolu: Denizli-İzmir 231 km, Denizli-Muğla 153 km, Denizli-Antalya 226 km. Kütahya'yı çevre yoluyla aşıp Denizli'ye yola devam ederken yolun Gediz üzerinden Uşak ili içinden geçerek dümdüz bir güzergahla Sivaslı ilçesi, Çivril'den Kaklık Mağarası'nın bulunduğu kavşağa yani Denizli-Afyon yoluna bağlanabilirsiniz. Bu noktada Denizli'ye uzaklığınız 30 km. Denizli giriş çıkışında kurulan radar kontrollerine karşı özel araç sürücülerinin hızlarına dikkat etmeleri gerekiyor.
KONAKLAMA:
Traverten Otel: TEL: 0258 272 21 54
Koray Otel: TEL: 0258 272 22 22
Koçak Otel: TEL: 0258 272 20 99
Kale Otel: TEL: 0258 272 26 07
Anı Otel: TEL: 0258 272 27 72
Arkadaş Pansiyon: TEL: 0258 272 22 50
Beyaz Kale Pansiyon: TEL: 0258 272 20 64
Öztürk Pansiyon: TEL: 0258 272 21 16
Pamukkale Pansiyon: TEL: 0258 272 20 90
Şahin Pansiyon: TEL: 0258 272 21 80
Sevgi Otel: TEL: 0258 272 30 00
NE YENİR: Pamukkale'de damak tadınıza hitap edecek çok farklı çeşitlerde cafe ve restoranlar bulabilirsiniz. Ama Pamukkale'ye gitmişken yörenin kendine has tandır kebabını ve leblebisini mutlaka yemelisiniz.
· Etiketler
bilgiler
,
kapadokya
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Buram buram tarih kokan bir yer Kapadokya. Attığınız her adım tarihe tanıklık etmiş topraklarda bir gezinti, gördüğünüz herşey geçmişten günümüze kadar gelmiş bir kalıntı. İnsan ve doğanın el ele vermesiyle ortaya çıkmış harika eserler görüyorsunuz baktığınız heryerde. Özellikle tarih, kültür ve inanç turizmi açısından dünyada tek örmek Kapadokya.
Tarihinde burada yaşamış tüm medeniyetlerden birer parça taşımız günümüze. Hepsinin ayrı ayrı yaşantıları ve yaşantılarından bıraktığı izleri Kapadokya'nın eşssiz güzelliğini sunuyor bize. Eğer sizde tarihde bir gezinti yapmak isterseniz ve bu zamana kadar gelebilen doğanın bize sunmuş olduğu güzellikleri görmek isterseniz mutlaka Kapadokyayı tercih etmelisiniz.
Burada yaşayan medeniyetlerden günümüze kadar gelmiş yapılarını, peribacaları, yeraltı şehirlerini, burada yaşayan medeniyetlerin farklılıklarını gösteren kilise, manastır, türbe ve camiileri gezerken kendinizide tarihi tanıklık ediyoruşunuz hissine kapılabilirsiniz.
Jeolojik dönemlerde aktif bir yanardağ olan Erciyes ve Hasan Dağı'nın püskürttüğü lavlar, Kapadokya bölgesine yayılarak bir tabaka meydana getirmiş rüzgar, yağmur, kar ve akarsuların aşınımıyla ortaya çıkmıştır. Yörenin tek mimari malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan dolayı işlenmesi çok kolay ancak havayla temas ettiğinde sertleşip çok daha dayanıklı bir mimari malzeme haline gelmektedir. Bu nedenle bu bölgede yapılan yapılarda taş işçiliği bölgede bir gelenek haline gelmektedir.
Kapadokya'da gezeceğiniz o kadar çok yer var ki sizde nasıl bitireceğinizi şaşıracaksınız. Gezdiğiniz heryerde farklı medeniyetlerdn kalıntılara rastlayıp her medeniyetin yaşantısı hakkında biraz bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu bölgede gezebileceğiniz yerler sınırsız denebilecek kadar fazla. Ihlara Vadisi, yeraltı şehirleri, içerisinde onlarca kilise ve manastırın bulunduğu açık hava müzesi ve peribacaları gezeceğiniz yerlerden sadece bir kaçı. Kapadokya'ya geldiğinizde sadece tarihde bir yolculuk yapmakla kalmayacak eğer isterseniz Balonla Kapadokya semalarında bu manzarayı gökyüzünden izlemenin tadına varabilirsiniz.
ULAŞIM: Özel araçla İstanbul çıkışlı yolculukta otoyolu kullanarak Çamlıca-Kaynaşlı geçildikten sonra Bolu dağı'na eski yoldan devam edip Gerede-Ankara otoyolu çevre yoluyla Kırşehir güzergahına bağlanıyor. Mucur'u 6 km. geçenler Hacıbektaş-Gülşehir-Avanos üzerinden Ürgüp ve Göreme'ye ulaşabilirler. Normal bir seyirle İstanbul'dan yolculuk yaklaşık 7.5 saat sürüyor.
KONAKLAMA: Peri Tower Hotel: TEL: 0384 212 88 16, Surban Otel: TEL: 0384 341 46 03, Hotel Cappadocia Dedeman: TEL: 0384 213 99 00, Pansiyon Paradise: TEL: 0384 219 24 74, İn Pansiyon: TEL: 0384 532 70 70, Perissia Otel: TEL: 0384 341 29 30, Dinler Motel: TEL: 0384 341 30 30, Mustafa Otel: TEL: 0384 341 39 70
NE YENİR: Burada bulunan restoran ve kafelerden dilediğiniz herşeyi bulabilir ve damak tadınıza uygun lezzetlerin tadına varabilirsiniz. Kapadokya'nın bu konuda size sunduğu bir çok alternatif var.
· Etiketler
abant
,
abant gölü
,
bilgiler
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Çam ormanlarıyla çevrelenmiş mükemmel bir göl manzarası ve tabiatın size sunduğu eşşiz güzellikte bir tatil yapmak istiyorsun gideceğiniz yer mutlaka Abant olmalıdır. Doğanın size sunduğu tüm olanaklardan faydalanmak için Abant en güzel seçenek. Kuş sesleri, ormanın yeşillikleri arasında göl kenarında bir gezinti. Bol oksijenli havası ve ruhunuzu dinlendirecek bir atmosferle onu ziyerete gelenleri karşılıyor. Gelen misafirlerine geldikleri için pişman etmeden tatillerinin güzel bir şekilde geçmesine olanak sunuyor.
Abant gölü Bolu ilimizin 34 km güney batısında yer alır, 1200 metre yükseklikte bir krater gölüdür, Abant gölünün çevresi 6.5 km. en derin yeri ise 18 metredir. Gölün etrafı çam, köknar, kayın ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır. Abant gölü hiçbir akarsu ile beslenmediği ve tamamen kaynak suları ile oluşması ile tanınır ayrıca Abant'ın çevresi, bitki ve hayvan türleriyle de oldukça zengindir. Abant Gölü ile çevresi Abant alası ve su samuru koruma alanı. Su samurlarını görebilmek için, sabahları güneş doğmadan samurların yuvalarının olduğu yere gelip beklemek gerekiyor.
Abant denilince akla ilk başta kış turimi gelsede Abant dört mevsimi de farklı tatlarda yaşatıyor.İlkbaharın gelmesiyle gölün yüzeyi nilüferlerle kaplanıyor ve çam ağaçlarının yeşilliği ile renkleniyor. Yazın şehrin bboğucu sıcağından kurtulmak ve kafa dinlemek isteyenler için ideal bir yer. Ormanın tüm yeşil rengi eşsiz göl manzarasıyla bütünleşip gelenlere huzur verir nitelikte. Abant sonbaharı sararan yaprakların gölgesinde başka bir şekilde yaşıyor. Kışkırtıcı güzelliğiyle doğasever gezginleri etkisi altına alıp, kendine hayran bırakıyor. Kışın ise Abant doyumsuz bir kar manzarasıyla karşılıyor sizi. Sanki bembeyaz elbisesini giyip gelen misafirlerini tüm masumiyetini kendine hayran bırakmak istercesine. Kışın gölün yüzeyi buzla kaplanıyor. Ve bu mevsimde gölün çevresinde fayton, at veya kızaklarla dolaşmanız mümkün. Gölün don olmadığı zamanlarda gölde su bisikleti ve sandallarla gezebilmeniz mümkün. 
Buraya geldiğinizde mevsimine göre yapabileceğiniz aktiviteler var. Kışın kızaklarla dolaşmak, yazın su bisikletleriyle gölün tadını çıkarmanın dışında burada olta balıkçılığına da izin veriliyor. Gölün çevresini faytonla gezdikten sonra da göl kenarında balık yiyerek manzaranın ve tatilinizin tadını çıkarabilirsiniz.
Bütün mevsimlerinde kendine özel güzelliklerini ne zaman gelirseniz gelin burada yaşayabilirsiniz. Tatiliniz için burayı seçtiyseniz eğer tüm mevsimlerde farklı güzellikte olan Abant'dan ayrılırken dinlenmiş ve huzur içerisinde tatilinizi geçirmiş olarak ayrılacaksınız.
ULAŞIM: Özel aracınızla; Bolu şehir merkezine uzaklığı 33 km olan parka ulaşmak için Ankara-İstanbul karayolu üzerinden yol alırken Bolu civarında Ömerler-Madensuyu sapağından ayrılan yolu takip etmelisiniz. Abant Gölü Tabiat Parkı nın bulunduğu Abant bölgesi Ankara ya 4, İstanbul a üç saat uzaklıkta. Eğer Bolu'ya otobüsle gitmişseniz, kentten Abant'a minibüs seferleri yapılıyor.
KONAKLAMA: Petro Club: TEL: 0374 225 28 70, Büyük Abant Oteli: TEL: 0374 224 50 33, Doğa Köşkü Abant Pansiyon: Abant'a 8 km. Dereceören Köyü, Abant Tel: 0-374 237 11 07
NE YENİR: Bolu Dağı yol boyunca, et ızgara türü lokantalar ve restoranlarla dolu, adımbaşı ocakbaşı keyfi yaşanıyor. Abant yolunda işporta satıcıları, sucukçulara sıkça rastlanıyor. Abant Yolu üzerinde Abant Alabalık Restoran ve Tesisleri bulunuyor. Balık sevenler buradan da yararlanabilirler. Gölün üzerinde mangalda sucuk ve kırmızı şarap oldukça keyifli.
· Etiketler
bilgiler
,
burgazada
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Burgazada istanbul adalarının 3. büyük adası. Burasıda şehrin karmaşından kurtulmak için sığınabileceğiniz, deniz ve doğanın bütünleştiği harika bir yer. Alabildiğine deniz, Mavi ve yeşilin iç içe geçtiği bir yer Burgazada. Adaya iner inmez sakinlik ve bir park sizi karşılıyor.
Burgazada yuvarlak bir biçimdedir ve eni boyu yaklaşık 2 kilometredir. Ada üzerindeki tek tepe Bayrak Tepesi'dir. Burgazada Sait Faik'le özdeşleşmiştir. Adanın her tarafında izlerini taşımaktadır ve yazdığı birçok eserde buradan bahsettiğini göreceksiniz. Sait Faik'in 1939 yılından ölümüne kadar ( 1954 ) yaşadığı ev artık biz müze. Burası pazartesi hariç hergün saat beş'e kadar halka açık. Gittiğiniz zaman mutlaka ziyeret etmelisiniz. Ada'da ziyaret edebileceğiniz Patrik Methodios'un hapsedildiği zindanın bulunduğu kilise geliyor. Kilise, aslında ayin yapılan pazar günleri ve özel günler dışında kapalı. Giriş holü ile zindan ise, her gün sabah 9'dan akşam 5'e kadar açık.
Burgazada'ya geldiğinizde uğramanız gereken bir başka yer ise Kalpazankaya. Kalpazankaya Burgaz'ın tam arkasında sakin, gürültüden uzak ve doğal bir koy. Burada sakinliğin ve denizin tadını çıkartıp, kendinizi serin sulara bırakabilirsiniz. Kalpazankaya Kır Gazinosu, Burgazada'nın simgelerinden. Burada akasya, erik, zeytin ve kestane ağaçlarının altında ve nefis bir deniz manzarası eşliğinde yemek yiyebilirsiniz.
Burada da diğer adalardaki gibi fayton vazgeçilmezlerden. İsterseniz büyük, isterseniz küçük tur yapabilirsiniz. Buradaki fayton gezintilerinin diğer adalardan ayıran özelliği hemen hemen her yerden denizi görebiliyorsunuz. Adayı gezmek için bisiklet ve yürüyüş diğer alternatifler arasında. Size en uygun olanı tercih edip adanın güzelliğini ve sakinliğini keşfetmeye başlıyorsunuz. Adalar Su Sporları Kulübü de iskeleye çok yakın. Üyelik sistemi ile çalışan kulüp, 1963'ten beri Burgazadalılara hizmet veriyor.
ULAŞIM: Burgazada'ya, Sirkeci ve Bostancı İskelelerinden kalkan vapurla gidebilirsizin. Başka bir alternatifiniz ise diğer adalarda olduğu gibi motorlarda sizi Burgazada'ya ulaştıracaktır.
KONAKLAMA: Burada konaklayabileceğiniz tek yer Burgazada Öğretmenevi: TEL: 0216 381 27 21
NE YENİR: Burgazada'nın size sunduğu cafe, lokanta ve pastahanelerinden yararlanabilirsiniz. Deniz kenarında olduğunuzu ve burada bulunan lezzetli balıkların tadına bakabileceğinizi unutmamalısınız.
· Etiketler
bilgiler
,
heybeliada
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Sakin bir tatil, mavi ve yeşilin tam anlamıyla buluşma noktası Heybeliada. İstanbul Adaları içerisinde Büyükada'dan sonra 2. büyük adası Heybeli ada. Tam bir sakinlik ve huzur Adası olduğu söylenebilir. Şehir karmaşından uzak, araç trafiğine kapalı ve mutlaka gidip görülmesi gereken bir yer.
Buraya Heybeliada denilmesinin sebebi uzaktan bakıldığında heybeye benzemesidir. Sadece güzelliği, temiz havası ve doğasıyla değil, Sanatıryumu, Bahriyesi ve Ruhban ( Papaz ) okulu gibi kuruluşlarıyla da ünlüdür. Aslında yapabilece ve gezebileceğiniz ve zamanınızı huızur içinde geçireceğiniz bir sayfiye yeri. 4 tepeden oluşan Heybeliada, İstanbul adalarının orta yerinde bulunmaktadır. En yüksek tepe Değirmentepe 136 m. yüksekliğindedir. Diğer tepeler, Taşocağı Tepesi, Makarios Tepesi ve Ümit Tepesi'dir. Eski adı Papaz Tepesi olan bu tepe 85 metre yüksekliğinde olup üzerinde Papaz Okulu bulunmaktadır. Askeri alan içerisinde olduğu için burasını gezebilmeniz için mutlaka özel izin almanız gerekmektedir.Dünyaca ünlü eski Ruhban Okulu'nun yani Papaz Okulu'nun bahçesinde manzara muhteşem. Hem bahçe hem de okulun binası gezilmeye değer. Adada 4 tane liman bulumaktadır. Bahriyeli Limanı ve güzel bir koyda bulunan Çam Limanı bunların en önemlileridir. Çamlimanı, özellikle haftasonları tekne ve yatlara ev sahipliği yapıyor. Hava o kadar temiz ki, Heybeli'nin simgesi niteliğindeki Sanatoryum da hemen Çamlimanı'nın üzerine kurulmuş. Çam ağaçları ile deniz de o kadar güzel bir manzara oluşturuyor ki Çamlimanı'nda, buradan ayrılmakta zorlanıyoruz. 
Adanın önemli yapıları, Bahriye Okulu, Aye Ofemya Ayazması, Türkiye'nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu (Kuruluş: 1924), Heybeliada'nın ünlü sakinlerinden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi, Abbas Halim Paşa Köşkü, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın artık müze olan evi, Papaz Okulu diğer dini yapılar ve resmi binalardır.
Heybeliada'da birçok farklı yerden denize girmek mümkün. Sadık Bey Plajı da bunların içerisinde en eskisi. Burada Burgazada'yı ve Kaşıkadası'nı karşınıza alıp deniz keyfi yapabilirsiniz. Plajın hemen üzerinde adını buradaki eski değirmenden alan Değirmen Burnu piknik alanı var.
Burası da Büyükada'da olduğu gibi araç trafiğine kapalıdır. Gezintiyi fayton yada bisiklet kiralayak yapabilirsiniz. Tabi yürümek istemezseniz. İsterseniz faytonla büyük ya da küçük tur yapın, isterseniz bisiklet ya da yürüyerek gezin hangisini seçerseniz seçin adanın büyük bir kısmını keşfedebilirsiniz.
ULAŞIM: Kabataş, Sirkeci ve Bostancı iskelelerinden kalkan vapur ve deniz otobüsü ile gidiliyor. Bostancı'dan yaklaşık 45 dakika sürüyor. Heybeli'den Bostancı'ya son vapur gece saat ikiye çeyrek kala.
KONAKLAMA: Halki Palas: TEL: 0216 351 00 25, Halki Prenset Pansiyon: TEL: 0216 351 00 39
NE YENİR: Deniz kenarında ve Yalı caddesi üzerinde sıralanan lokantalardan yararlanabilirsiniz. Bu lokantaların menüsü ağırlıkla balıktan oluşmakta. Üç kardeşin işlettiği Mavi Restoran kendi hazırladıkları zeytinyağlıları ile ünlü. Mavi'de fava, karidesli börek ve iskorpit salatasının tadına bakabilirsiniz.
· Etiketler
bilgiler
,
büyükada
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Tüm şehir karmaşalarından sıkılıp kendinize masalsı bir tatil armağan etmek isterseniz Büyükada tam aradığınız şey. İstanbulun 9 adasından en büyüğü olan Büyükada size pişman olmadan geçireceğiniz masalsı bir gezi armağan adecektir.
Büyük ada adlar ilçesinin merkezi aynı zamanda da en büyüğüdür. Eski adı Prinkipo’dur. Prinkipo, Yunanca “büyük” demektir. İki tepeden oluşan Ada'nı kuzeyinde İsa Tepesi ( Hristos ) 164 m. Güneyinde ise Yüce Tepe ( Aya Yorgi ) 202 m. yüksekliğindedir.
Aslında Büyükada'ya gitmek için yola çıktığınız andan itibaren sizi masalsı bir tatilin beklediğini farkediyorsunuz. Denizin engin maviliği ve marılar eşliğinde başılıyor yolculuğunuz. Ada'ya ilk vardığınızda tarihi iskelesi ve tertemiz havası karşılıyor sizi. Sol tarafa doğru adanın ünlü balık lokantaları uzanır. Anadolu Kulübü tesislerine uzanan sağ taraftaki yolda çay bahçeleri ve balıkçı barınağı yer alır. Birahanelerin, midye tavacıların ve cafelerin dizildiği karşınızdaki yol sizi çarşıya sokar. Burada yapabilecekleriniz o kadar çok ki zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız bile. Yapmanız gereken Büyükada'yı bir an önce keşfetmek.
Büyükada'yı gezebilmek için alternatifleriniz çok fazla. Ada'da motolu taşıtlara izin verilmiyor. Şehrin gürültüsünden uzakta sakin zaman geçirmeniz için ideal bir yer burası. İsterseniz bisiklet kiralayıp adayı bisikletle gezebilirsiniz ya da büyük ve küçük tur seçeneklerinden birini tercih edip fayton kiralayarak gezebilirsiniz. Seçim sizin isterseniz hiçbirini seçmeyip yürümeyi tercih edebilirsiniz ama hangisini tercih ederseniz edin buraya geldiğiniz için asla pişman olmayacaksınız.
Büyükada’nın birçok yerinden denize girilebiliyor. burada 4 tane pilaj bulunuyor ama yapacaklarınız sadece denizle sınırlı değil. Eğer film izlemek istiyorsanız Büyükada'da 2 tane yazlık sinema var. Bu sinemalar yaz sezonu boyunca açık olup akşamları saat 22.00 de gösterime başlarlar. Genellikle her gün ayrı bir film gösterilir. Tarihi dokusunu görmek isterseniz camii, kilise ve manastırlar çok sayıda var. Aslında gezebileceğiniz o kadar çok yer var ki eğer günübirlik gelmişseniz zamanın yetmeyeceği endişesine kapılabilirsiniz. Gezebileceğiniz bazı yerler;
Dil Burnu; Büyükada'nın batısında yer alan Dil Burnu 500 m. uzunluğunda 100 m. genişliğindedir. Kuzeyinde kalan kısımda Nizam (Değirmen) Koyu güneyinde ise plaj ve tesislerin bulunduğu Yörük Ali Koyu bulunmaktadır. Yaz aylarında Ada'ya günübirlik gelenlerin en çok tercih ettikleri yerlerden biridir. Çam ağaçlarının altında piknik masaları vardır.
İskele Binası; Bu bina Osmanlı Neo-Klasik akımın Büyükada'daki temsilcisidir. Mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte bu uslubun temsilcilerinden olan ve Bostancı ile Moda iskelelerini de yapan Mimar Vedat Tek olduğu tahmin edilmektedir. Yapım tarihi 1914 tür. Çinileri Kütahyalı Mehmed Emin Efendi tarafından yapılmıştır. 1999-2001 yıllarında restorasyon uygulanmıştır.
Hamidiye Camii; Ada Camii sokağında yolun üzerinde kalan bir bahçe içindedir. Mimari açıdan eklektik bir yapıdır. II. Abdülhamid'in emri ile 1895 yılında inşa edilmiştir. Kesme küfeki taştan yapılmış olup iki katlıdır. Alt katı o yıllarda henüz okulu olmayan Türk çoçukları için okul olarak yapılmış sonra okul başka binaya taşınınca alt kat mescit olarak değerlendirilmiştir. Cami mekânı kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Mihrap ve duvarlar çini taklidi nakışlarla süslüdür. Minaresi kesme küfeki taştan yapılmış olup tek şerefelidir.
Aya Yorgi Manastırı; Yüce Tepe'de bulunan manastır Patrikhane kayıtlarına göre inşa tarihi 1751'dir. Bu tarihte yapılmış olan küçük kilise şapel ve dua yeri eski kilise diye bilinir ve iki katlı kiremit örtülü küçük bir yapıdır. Tepede çan kulesinin hemen arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesidir ve 1905 de inşa edilmiş 1909 yılında açılışı yapılmıştır.
Aya Nikola Manastırı; Manastır Karacabey Koyu nun kuzeye bakan yamacında kuruludur. Bizans döneminde asıl manastır ve kilise deniz kenarında kurulu idi. Zamanla bu manastır yıkılıp denize göçünce XVI. yy. da şimdiki yerinde küçük bir kilise olarak yapıldı. 1894 deki büyük depremde yıkılan Heybeliada Ruhban Mektebini ni yeniden inşa ettiren banker Stefanovik artan malzeme ile de Aya Nikola manastırını yaptırmıştır.
Hriston Manastırı; Ada'nın ikinci yüksek tepesi olan İsa Tepesi nde kurulu olan ve aslı belki Bizanslılar dönemine dayanan bu manastır 1597 yılında Patrik Meletios Pigas tarafından yeniden kurulmuştur. 6 Ağustos yortu günüdür. Bir anlamda bağ bozumunu sembolize etmektedir. O gün gelen ziyaretçilere papaz tarafından (bir zamanlar) üzüm ikram edilirmiş.
Panaiiya Kilisesi; Bir kapısı çarşı caddesine diğer kapısı arabacılar meydanına açılır. Panagiya Kiliseleri Meryem Ana adına yapılır ve üç yortuya atfedilir. Meryem Ana nın doğumu (26 Ekim) Meryem Ananın mabede girmesi (21 Kasım) Meryem Ananın ölümü (15 Agustos). Adadaki büyük kilise de Meryem Ana nın ölümüne adanmıştır ve bulunduğu yer Ada nın eski mezarlık alanıdır.
ULAŞIM: Ada'ya ulaşım vapur ve deniz otobüsleriyle yapılıyor. Sirkeci, Kabataş, Kadıköy, Bostancı ve Kartal iskelelerinden vapur seferleri yapılıyor ayrıca Kabataş’tan, Sirkeciye ve Eminönü’nden yaz aylarında bütün adalara deniz otobüsü var.Kabataş kadar sık olmasa da Bostancı’dan da Büyükada’ya deniz otobüsleri çalışıyor.
KONAKLAMA: İdeal Pansiyon: TEL: 0216 382 68 57, Club Mavi: TEL: 0216 382 60 75, Aya Nikola Butik Pansiyon: TEL: 0216 382 41 43, Saydam Planet Hotel: TEL: 0216 382 26 70, Hotel Splendıd Place: TEL: 0216 382 69 50
NE YENİR: Büyükada’da birçok sayıda balık lokantaları, cafe, pastahane var. Dilediğiniz herşeyi burada bulabilmeniz mümkün.
· Etiketler
assos
,
bilgiler
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Deniz, kum ve insanı büyüleyen tarihi yönüyle Assos size unutulmaz bir tatil olanağı sunuyor. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde M.Ö. 1000 li yıllardan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık 3 bin yıldır yaşamını sürdüren bir yerleşim yeri. Dünyada antik şehir kalıntısı içinde yaşamaya devam eden bir köydür Assos. Gittiğinizde size sadece sakin bir tatil değil aynı zamanda tarihe tanıklık etmiş ve geçen onca zamana direnmiş tarihi dokusuylada sizi büyüleyecek konumdadır.
Assos'a gittiğinizde sadece denize girip güneşlenmek dışında gezebileceğiniz bir çok yer var. Hatta gezecek yerleri bitirmeden tatilinizin bitebilmesi için endişelebilir ve orada yaşayan halkın ne kadar şanslı olduğunu düşünerek buradan ayrılabilirsiniz.
Behramkale köyüne gidip buradaki tarihi evleri gezmek, Assos limanına inip restore edilmiş yerleşim yerlerini görmek,
Assos kalıntılarının en önemli yapıları olan Athena ve Agora tapınaklarını gezmek, tertemiz denizinde serinleyip kendinizi güneşin ve kumun ellerine bırakmak ve doğa yürüyüşleri yaparak bu şirin yerleşim yerini keşfetmek sadece yapabileceklerinizlerinizden birkaçı.
Athena Tapınağı; MÖ. 530'da, Akropol'ün en yüksek yerine (236 metre yüksekte)kurulmuştur. Assos kalıntılarının en önemli yapısıdır. Dorik üslupta olmasına karşın, İyon üslubunun özelliği olan çatıaltı frizi vardır. Yanlarda 13'er, ön ve arkada 6'şar sütunla çevrili pepiteros planındadır (bir dizi sütunla çevrili). Ege Denizi'nin görkemli manzarasına karşı güneşin batışını seyretmek ise bir başka keyif mutlaka izlemelisiniz.
Agora; Pazar yeri, yani Agora, stoa ile aynı yüksekliktedir. Banyonun doğusundaki açıklıktan insanlar tiyatroyu ve denizi rahatlıkla görebilmekteyken, banyoların bir üst katı da güneyde açık bir sütunlu giriş kapısı olarak tasarlanmıştır. Batıda Pazar-yeri'nin giriş kapısında küçük bir tapınak göze çarpmaktadır. Ve doğuda onun önünde , çok sayıda heykel ve kitabenin çevrelediği "Pedestals" ve önde de konuşmacıların ayakta dikildikleri " Bema" nın bulunduğu toplantı salonu dikkat çekmektedir. Pazaryerinin geri kalan kısmı ise tamamen Akropolis taşından yapılmış dikdörtgen bloklarla kaplanmıştır.
Bouleuteiron (Meclis); Assos Antik Kentinin Şehir Mecisi Bouleuteiron Agora’nın doğusunda olup kürsü, heykeller, ve küçük anıtsal yapılardan oluşuyor.
Tiyatro; MÖ: ikinci yüzyılda Agora'nın yakınına kurulmuştur. Son yüzyıla dek tümüyle korunan yapı, günümüzde restorasyon çalışmalarıyla kullanılabilir hale getirilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel Grek tiyatro planına uygun olarak, at nalı biçiminde olduğu sanılmaktadır. Roma döneminde yenilenmiştir.
Behramkale Köprüsü; XIV. yüzyılda Tuzla Çayı üstüne yerel taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli yan gözler 7 metre, orta göz 15 metre yüksekliğindedir densede cay yatağı dolduğu için bu yükseltiyi göremezsiniz. Köprüyü bugün yayalar kullanmaktadır.Yapılan yeni köprü taşıt trafiğine açıktır.Yakın çevresinde oluşan konaklama tesisleri ilginçtir.
Hüdavendigar Camii; XIV. yüzyılda, I.Murad döneminde, Assos yıkıntıları arasında yüksekce bir yerde kurulmuş bir yapıdır. Bizans ve Roma dönemi kalıntılarının kullanılmış olması ilginçtir. Alçı mihrabı süsleyen yaprakların içi, kabartma rumilerle bezenmiştir. Mihrap nişinin yanlarında sütuncuklar vardır. Ana mekan, 8 köşeli kasnağa oturan bir kubbeyle örtülüdür. Son cemaat yerinin iki yanı kapalı olup yanlarda basık kemer, ortada uzunlamasına tonozla örtülüdür. Minaresi yoktur.İhtiyaç olduğunda halen camii olarak kullanılmaktadır.
Akropol; erleşim yerlerinde; akropol, hatta en doğrusu acropolis, savaşlarda kadın, yaşlı ve çocukları güvenle barındırmak ve barış zamanında öldurücü ve bulaşıcı hastalık taşıyanları (tifo, kolera, cüzzam, vs.) tecrit etmek için de kullanılan vede ilk zamanlarda hellen topluluklarının başında krallar varken, kralların oturdukları yerlerdir.Erişilemez ya da çok yüksekte olmakla birlikte, çok rahat savunulabilecek,kente tepeden bakan bir kale, ekilebilir toprağıyla değerli bir arazi parçası, bir sığınaktırr.Assos'ta hem denize, hem de karaya egemen bir tepeye kurulan Akropol, 3 kilometre uzunluğunda bir surla çevrilidir.Akropolün kuzeyinde iç içe günümüzün Behramkale köyü yer almaktadır.İşçiliği ve mimarisi açısından döneminin en önemli surlarından biri olarak nitelendiriliyor. Özellikle, birbirinden ayrı biçimlerde yapılmış kapıları, gelen ziyaretçileri büyülüyor.
ULAŞIM: İstanbul-Çanakkale üzerinden İzmir'e doğru giderken Ezine'yi geçip Ayvacık'tan sağa, Behramkale yönüne dönerek Assos'a ulaşabilirsiniz. Ayvacık-Assos arası 18, Çanakkale'den uzaklık ise toplam 95 kilometreyi buluyor. Edremit Küçükkuyu üzerinden gelenler, sahil yoluyla Assos'a gidebilirler. Eğer otobüsle gidecekseniz İstanbul’dan Küçükkuyu’ya bilet alıp, Küçükkuyu’dan sonra taksiyle Assos’a ulaşabilirsiniz.
KONAKLAMA: Assos kalabileceğiniz birden çok alternatif sunuyor size. Oteller, moteller, pansiyonlar, kampingler ve kiralık evler. Bunlardan bazıları;
Assos Evi: TEL: 0286 721 73 77, Dolunay Pansiyon: TEL: 0286 721 71 72, Plaj Pansiyon: TEL: 0286 721 71 93, Assoshan Butik Otel: TEL: 0286 721 74 77, Kadırga Motel: TEL: 0286 721 70 41, Yıldız Hotel: TEL: 0286 721 70 25, Nazlıhan Hotel: TEL: 0286 721 73 85, Kervansaray Hotel: TEL: 0286 721 70 93, Grand Assos Hotel: TEL: 0286 721 72 73
NE YENİR: Damak tadınıza uygun tüm herşeyi bulabileceğiniz bir yer Assos. Assos Limanı çevresinde bulunan otellerin alt katları restaurant ve barlarla kaplı. Deniz üzerine kurulu teraslarda, bölgenin tüm balıkları yenebiliyor. Sahilde satılan "Waffle" isimli kaymaklı özel bir dondurma de, yörenin spesiyali.
· Etiketler
bilgiler
,
marmara ereğlisi
,
tatil köyü
,
tatil merkezi
,
tatil yerleri
,
ulaşım
Marmara Ereğlisi size her şekilde farklı bir tatil sunma imkanı veriyor. İstanbul'a yakın olması ve ulaşım kolaylığı ile ideal tatil beldelerinden biri konumundadır. Ayrıca sahilde dalgaların oluşturduğu ilginç kaya yapısıyla da gelenleri fazlasıyla hayrete düşürecek niteliktedir. Açık hava müzesi görünümündeki bölgede oluşan kayalara halk arasında "Kına Taşı" deniliyor. Buradaki kayalıklar kaplumbağa, köpek, ördek kafası,tekerlek gibi şekilleriyle ilginç bir görünüm sergiliyor. Bu kayalıkların yanı sıra "Güngörmez Mağarası" dehliz ve galeriler ilginizi çekecek.
Marmara Ereğlisi sadece tarihi dokusuyla değil sahili, yerleşim alanı ve sahil bandıktaki halk plajları, çaybahçeleri, kamping, yöresel satış mağazaları ve yürüyüş alanlarıyla da gelen ziyeretçilerini karşılıyor. Buraya geldiğinizde yapacağınız bir çok şey sizi bekliyor. Yüzmek, sahil şeridinde yürüyüş yapmak, tarihi yerleri gezmek sadece bunlarda birkaçı.
Bölgede Perinthos Antik Kenti kazı çalışmalarına başlanmıştır. Bizans İmparatoru Anastasius (I.S 491-518) ve Justinianus (I.S 527-565) dönemine ait 2000 m2 lik alanda bulunan Perinthos Bazalikasının kazı çalışmalarının bir kısmı tamamlanmış olup, tabanı mozaik döşeli Bazilikanın bir kısmı açığa çıkarılmıştır. Marmara Bölgesinde bir örneği daha bulunmayan, 2. Efes olmaya aday bu bazilikayı mutlaka görmelisiniz.
ULAŞIM: Marmara Ereğlisi'ne İstanbul ve Tekirdağ'dan E-5 ve E-25 karayollarını kullanarak kısa sürede ulaşmak mümkün. Tekirdağ yolunu takip ederek bir saat onbeş dakika gibi bir sürede Gümüşyaka ve Botaş'ı geçtikten sonra Marmara Ereğlisi sapağından yolu kontrol edip girebilirler. İstanbul'a 107 kilometre, Tekirdağ'a 40 kilometre, Çorluya 28 kilometre uzaklıkta bulunan tatil beldesine otogarlardan kalkan otobüslerle gelenler Marmara Ereğlisi'ndeki heykelin yanında saat başı kalkan otobüs seferleri ile dönebilirler.
KONAKLAMA: Marmara Ereğlisi Belediyesi Eğitim ve Dinlenme Tesisleri: TEL: 0282 613 26 97, Yıldız Apart Pansiyon: TEL: 0282 613 20 64, Kumsal Motel: TEL: 0282 613 23 51, Özden Pansiyon: TEL: 0282 613 30 85
NE YENİR: Marmara Ereğlisi sahilleri balık bakımından oldukça zengin olduğu için sahil bandında bulunan balık lokantalarından bölgenin size sunduğu zengin balık çeşitlerinden tercihinizi yapabilirsiniz. Ayrıca balık sevmeyenler Tekirdağ'ın ünlü köftesini tercih ederlerse Marmara Ereğlisi'nde de ünlü köfteyi, piyazı bulabilirler. Eğer balığı kendiniz yapmayı tercih ederseniz balıkçı barınağında bulunan balıkhali tezgahlarında taze balık alabilirsiniz.